29 Nisan 2012 Pazar

RedHack “Fişi çekip beklesinler” dedi, TİB fişi çekti

Cuma gecesi başta İstanbul olmak üzere yaşanan kesintinin nedeni bulundu: Redhack isimli hacker saldırısı fişi çektirdi...

Önceki gece başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin belirli bölgelerinde internette ciddi bir sorun yaşandı. Geniş bant internet hızında saat 21.00 civarında başlayan kesinti, Türk Telekom yetkililerinin verdiği bilgiye göre çözüldü.

REDHACK "FİŞİ ÇEKSİN BEKLESİNLER" DEMİŞTİ
Hacker grupları 'özgürlükler' adına Türkiye'ye yönelik olarak 27 Nisan ile 1 Mayıs arasında saldırı düzenleyeceklerini duyurmuştu.

TİB ise Ankara Emniyeti ve İçişleri Bakanlığının sitelerinin saldırıya uğraması sonrasında şifrelerinin 123456 olmasına tepki göstermiş ve basit şifreleri değiştirin genelgesi yayınlamıştı.

Radikal gazetesinin haberine göre RedHack grubunun lideri ŞirinBaba "biz siteleri, şifreleri deneyerek kırmıyoruz... Eğer engel olmak istiyorlarsa Tübitak fişi çeksin beklesin" demişti...

Tüm TTNET abonelerinin internet bağlantısı koparken diğer servis sağlayıcılar ve operatörlerin hizmetlerinde sorun yaşanmadı. TTNET de dahil olmak üzere 3G bağlantılar normal bir şekilde devam etti. Mobil cihazlarla internete bağlanan kullanıcılarının da, sosyal medyada en çok paylaştığı konular arasına girdi.

TÜRK TELEKOM'DAN AÇIKLAMA
Türk Telekom yetkileri sorunun giderilmesinin ardından sosyal medya üzeriden şu açıklmayı yaptı: "Yaşanan kısa süreli teknik bir aksaklık nedeniyle internet erişiminde bazı bölgelerde kısa süreli sorun yaşanmış, ekiplerimizin anlık müdahalesi ile yaşanan sorun giderilmiştir. Bilgilerinize sunarız."

REDHACK SALDIRIYI ÜSTLENDİ
RedHack isimli hacker grubu meydana gelen kesintiyi kendilerinin yaptığını iddia etti ve kesintinin Türkiye'de resmi kurumlara yönelik bir siber saldırı sebebiyle meydana geldiğini öne sürdü.

İddiaya göre uluslararası hacker grubu Anonymous da RedHack'e destek vermek amacıyla TTNET, Emniyet Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı, Yargıtay'a yönelik bir gece itibariyle bir saldırı başlattı.

TİB TÜRKİYE'NİN FİŞİNİ ÇEKTİ
Bu saldırılar sırasında Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı'nın sistemleri çökertildi. Bu saldırılarla baş edilemeyince de Türkiye İletişim Başkanlığı (TİB), internet yurt dışı çıkışları kapattı.

TÜRK TELEKOM SALDIRIYI REDDEDİYOR
Türk Telekom internet bağlantısının başkaları tarafından sabote edildiği iddialarını hiçbir şekilde doğru olmadığını belirterek, "fiber altyapının yayılımı ve her noktaya ulaştırılmasına aracılık eden MPLS (Multi Protocol Label Switching) sisteminin kurulumu sırasında bir sorun çıktığını ve bu yüzden ülke genelinde birçok ilde kesinti yaşandığını" açıkladı.

TİB SALDIRIYI KABUL ETTİ
Bir süre önce Türkiye'deki kamu kurumlarının internet sitelerine siber saldırı düzenleyeceğini duyuran Anonymous bünyesinde hareket eden hackerlar, saat 20.00 sıralarında Adalet, İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki web sitelerine ''DDOS'' adı verilen internet erişimini engellemek için hakerete geçti.

Siber saldırıyla birlikte Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı bünyesindeki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında (TİB) görev yapan uzman ekip, kamu kurumlarıyla organize hareket ederek savunma görevini üstlendi. Bir süre önce TİB bünyesinde siber tehditlere karşı kurulan Teknik İşletme Daire Başkanlığı da siber savunmada aktif rol üstlendi.

TİB Teknik İşletme Daire Başkanı Dr. Barış Yaslan, yaptığı açıklamada, siber saldırının hedefinde aralarında, TBMM'ye ait www.meclis.gov.tr, Adalet Bakanlığı'na ait www.adalet.gov.tr, İçişleri Bakanlığı'na ait www.icisleri.gov.tr, Dışişleri Bakanlığı'na ait www.mfa.gov.tr, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait www.egm.gov.tr ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na ait www.hsyk.gov.tr adresli sitelerin de yer aldığı yaklaşık 20 web sitesinin bulunduğunu söyledi.

TÜBİTAK DESTEĞİ İLE 2 SAAT SÜREN SALDIRIYI PÜSKÜRTTÜK
Başta internet servis sağlayıcıları olmak üzere tüm güvenlik birimleri ve bakanlıklarla gece yarısına kadar siber güvenlik için başarılı bir koordinasyon sağlandığını kaydeden Yaslan, TÜBİTAK'ın da desteğiyle saldırının etkisiz kaldığını belirtti.

Yaslan, yaklaşık 2 saat süren siber saldırı sonrası amaçlarına ulaşamayan Anonymous grubunun eylemlerine son vererek geri çekildiğini vurgulayarak, saldırıdan söz konusu internet sitelerinin etkilenmediğini bildirdi.

TİB Teknik İşletme Daire Başkanı Dr. Barış Yaslan, kesintinin siber saldırıyla bir ilişkisi bulunmadığını belirterek, sorunun servis sağlayıcının teknik altyapısından kaynaklandığını söyledi.

Türk Telekom yetkileri ise sorunun giderilmesinin ardından sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamada, ''Yaşanan kısa süreli teknik bir aksaklık nedeniyle internet erişiminde bazı bölgelerde kısa süreli sorun yaşanmış, ekiplerimizin anlık müdahalesi ile yaşanan sorun giderilmiştir'' ifadelerini kullandılar. (gazeteciler.com)

İşte Devrimci Karargâh’taki ‘son tezgâh’

Yurt gazetesi yazarı Hakan Gülseven, Devrimci Karargâh davasındaki çarpıklıklara ve hukuksuzluklara mercek tuttu.

İşte Yurt gazetesi yazarı Gülseven'in "İyi çocuklar, kötü çocuklar, tezgâhlar..." başlıklı yazısı:

"Gözümüz aydın, “1000 operasyon” gerçekleştirmiş, “çete reisi” Mehmet Ağar, ailesine yakın olsun diye, kendisi için özel olarak tadilata sokulan hapishaneye girecek yakında. Bir sene yatacak, sonra “iyi hal” münasebetiyle bir sene de “denetimli serbestlik” yasasından yararlanacak...

Abdullah Çatlı başta olmak üzere namlı katillerle beraber onca insanın kanına girmenin “yatarı” bir sene yani!..

Bu arada Susurluk’taki meşhur Mercedes’ten canlı çıkan Sedat Bucak da 1,5 sene hapis cezası almış, “iyi hali” göz önünde bulundurularak cezası ertelenmişti… Tanırız, hepsi iyi çocuktur!..

***
Bir de “kötü çocuklar” var tabii. Haklarında doğru dürüst tek delil olmadan senelerce F-Tipi hücrelerde tecritte tutulan, her türlü eziyete maruz bırakılan devrimciler… Tecrit koşullarını anlamak için, o F-Tiplerini görmeniz lazım. Mahpusların insanlığını yok etmek üzere tasarlanmış utanç abideleri. Binlerce siyasi tutsak, insanlık dışı koşullarda tutuluyor oralarda. Bize mektup yazıyorlar, o mektupları bile engelleniyor. “Resmi beton”u altında tuttuğu insanların mektuplarından korkan bir devletimiz var. Ne diyeyim, Allah zeval vermesin…

“F-Tipi” gerçeğini her ay yaşıyorum, “görüşçü” kontenjanından…

Malumunuz, son dönemin “popüler” davası “Devrimci Karargâh”… Bir sürü farklı kesimden sosyalist aynı torbaya doldurulup o davadan yargılanmaya başladı ya, RED Dergisi’nden Hakan Soytemiz de o davadan tutuklu, görüşüne gidiyorum her ay. Tabii saçma sapan bir nedenden dolayı görüş yasağı verilmemişse!

Ve sırf  yazı işleri müdürlüğü yaptığım derginin yazarına görüşe gidiyorum diye MİT raporlarıyla fişleniyorum, varın içeridekinin halini siz düşünün!

Herkes Silivri’deki davalarda paşaların iddianamelerindeki “yaratılmış” delillerden söz ediyor ama işkenceci Hanefi Avcı’nın bile Fethullahçı örgütlenme ile ilgili yazdığı kitaptan sonra dâhil edildiği “Devrimci Karargâh” davasındaki saçmalıklar medyanın pek ilgisini çekmiyor.

İddianame dökülüyor!.. Bir meczup çıkıyor, Hakan Soytemiz’le “örgüt için” Beşiktaş’ta görüştüğünü belirten ifade veriyor, oysa Soytemiz görüşme tarihi olarak belirtilen tarihte başka bir sol davadan hapishanede! İfadeyi veren de zaten mahkemede o ifadeyi polisin tehditleriyle verdiğini açıklıyor…

***
Bu münasebetle, MİT raporunda yer almayan bir “bağlantı”yı daha “ihbar etmek” isterim. Davanın bir başka tutuklusu, Bilim ve Gelecek Dergisi Editörü Baha Okar ile de “bağlantılıyım”. ODTÜ’de beraber okumuştuk, arkadaşımdır.

Baha’nın hali, kusuruma bakmasın, tam Kemal Sunal filmi gibi. Bir “gizli tanık” çıkıyor, bir PKK kampında, karanlıkta, uzaktan gördüğü bir grup içinden birinin “Baha olabileceğini” söylüyor. Baha’yı kampta gördüğünü söylediği tarihlerde Baha hepimizin gözü önünde, işyerine gidip geliyor, telefonla konuşuyoruz, faturalarını ödüyor, çay ocağında oturup çay içiyoruz, onlarca kişi Baha’nın İstanbul’da olduğuna tanıklık ediyor…

Ama Baha bir buçuk seneyi aşkın süredir hapiste!..

Toplumsal Özgürlük Platformu’ndan Tuncay Yılmaz ve Semih Aydın da…

Peki, onların hâlâ hapis yatmasına sebep olan gizli tanığın “kod adı” ne, biliyor musunuz? “Son Tezgah”!

***
Hakikaten ortada bir “tezgâh” var. Fethullah örgütlenmesinin medya ayağı, takdir edersiniz ki, infazları çoktan yaptı. Zaman, Taraf, falan filan “Ergenekon” ile “Devrimci Karargâh” arasındaki bağı kuruverdi. Eh, bunların hepsi KCK ile bağlantılı… Zaten MİT de bu işin başında!..

Anlayacağınız, bizim devlet diye bildiğimiz, aslında tuhaf bir illegal “müsamere” örgütlenmesiymiş!

Tek temiz kesim ise, nedense polis ve yargı içinde gizli örgüt faaliyeti yürüttüğü artık ilkokul talebelerinin bile malumu olan Fethullahçılar! Kendi “karargâh”larını ABD’ye kurmuşlar, tezgâh üzerine tezgâh açıyorlar…
Amerikalılar bile onlardan uyuz kapmaya başladı, aleyhlerinde yazı yayımlayan International Herald Tribune ile kavgaya başladılar bu sefer! Kim bilir, şu “Ergenekon”, “Karargâh” işleri falan Herald’a kadar uzanıyordur!

***
Önümüzdeki pazartesi (30.04.2012) yine “Devrimci Karargâh” duruşması var. 1,5 yılı aşkın süredir bir “tezgâh” sonucu mahpus yatan dostlarımız için, “tezgâh”ı bozmak için Beşiktaş Adliyesi’nde olacağız…" (Yurt gazetesi/ Hakan Gülseven)

28 Nisan 2012 Cumartesi

Sosyalist Çerkesler 1 Mayıs'ta Taksim'e çağırıyor..

"Sosyalist Çerkesler emeğin safında" başlığı ile Facebook'ta bir grup oluşturan "Sosyalist Çerkesler", 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'nda olacaklarını duyurdu.
Sosyalist Çerkesler tarafından yapılan açıklama şöyle:
1 Mayıs, başta işçi sınıfı olmak üzere, eşitlik ve özgürlük isteyenlerin kol kola girdikleri birlik, dayanışma ve mücadele günüdür.

Emek ve sermaye çelişkisinin ibresi maalesef günümüzde sermayeden yanadır. Sermayenin ibresi ise insanlık için bir kez daha ortaçağ karanlığına işaret etmektedir. İnsanlığın ilerici bütün birikimi sermayenin tehdidi altındadır. Halklarımızı savaş ve gericilik tutsak etmektedir.

Bugün sermaye, anavatanımız Kafkasya dâhil, birçok bölgenin kaynaklarını paylaşmak için halkları birbirine düşürmektedir. Bugün sermaye güçleri, insanların binlerce yıllık emekleri ile inşa olmuş kültürlerinin yerine, satma-satın alma kültürünü yerleştirmeye çalışmaktadır. Bugün anadillerimizin yerine, sermayenin önünü açtığı dilleri okullarımızda öğreniyor, bu dilleri bilip bilmemekle sınanarak hayatta kalmaya çalışıyoruz.

İnsanlığın en büyük yıkımlarından biri olan, 21 Mayıs 1864 Büyük Çerkes Sürgünü ile anavatanından koparılan ve dünyanın birçok yerine zorla gönderilen Kuzey Kafkasyalılar, Çerkesler yani bizler için de durum değişmemektedir.

Biz egemenlerin yaptığı tarihin, yıkıcılığını ve tahribatını en iyi bilen dünya halklarındanız. Günümüzde de süren emperyalist oyunlarla her gün bir değerini daha kaybeden bizler, emperyalizmin saldırganlığının durdurulabileceğini, başka bir dünyanın yaratılabileceğini biliyoruz.

Biz Sosyalist Çerkesler, Kafkasya'da ''Amerikan Baharı'' senaryolarının parçası olmayacağımızı ilan ediyoruz. Özgürlük ve demokrasi gibi kavramları halkları esir etmek için kullanan emperyalizmin senaryolarını boşa çıkaracağız.

Kafkasya ve içinde yaşadığımız Türkiye üzerinde oynanan emperyalist oyunlara karşı insanlığın geleceğini savunuyor ve bu geleceğin sosyalizm olduğunu söylüyoruz.

Sosyalizm, dünyanın neresinde olursa olsun Çerkes dili ve kültürünün ayakta kalıp gelişmesi için ön koşuldur. Saldırgan bir rekabetçiliğin hüküm sürdüğü, en büyük değerin kâr hırsı olduğu, çürütücü kapitalizm, sadece Çerkeslerin ayakta kalmasının önünde engel teşkil etmiyor, Çerkes kültürünü de çürüterek dönüştürmeye çalışıyor. Kültürümüzü ve değerlerimizi koruyacağız. Türkiye’yi Amerikan Baharı’nın bölgesel ajanı haline getiren AKP, coğrafyamızdaki tüm halklar için olduğu gibi bizler için de büyük bir tehdittir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın ardından sıranın Kafkasya’ya da geleceğini iyi biliyoruz ve AKP’yi ve onun uluslararası dostlarını uyarıyoruz. Halkımızın oyuncak gibi kullanılmasına izin vermeyeceğiz.

Öte yandan AKP, “açılımları” ile kandıramadığı halkımızdan, kendi yandaşı liberaller aracılığı ile işçi hakları ve sosyal güvence açısından bir ölüm fermanı olacak anayasaya destek istiyor. Bu tuzağa düşmeyeceğiz.

Yine AKP, gerici saldırıları ile Çerkes toplumundaki aydınlanmacı damarı yok etmeyi planlıyor. Kültürümüzde kadınların ve erkeklerin eşitliği, aydınlık bir geleceğe kol kola yürüme inancı vardır. Bu inancın zedelenmesine izin vermeyeceğiz.

Biz Sosyalist Çerkesler; 1 Mayıs’ta alanlarda, eşitliği ve özgürlüğü haykıracağız.

Anavatanımızı emperyalist çıkarları için ele geçirmeye çalışanlara karşı, Kafkasyada ''Amerikan Baharı'na'' karşı, anadillerimizin yok olmasına karşı, sefalete, yoksulluğa karşı, insanlık onuru için, yaşasın dünya ve Türkiye halklarının eşitlikçi geleceği.

Yaşasın Sosyalizm, yaşasın 1 Mayıs!

SOSYALİST ÇERKESLER

            soL

MİT 1 Mayıs 1977 raporunu sakladı, 12 Eylül'ün suçunu solcuların üzerine attı!

12 Eylül davasına çok sayıda belge gönderen Milli İstihbarat Teşkilatı, 1 Mayıs 1977 katliamından 4 gün sonra yazdığı raporu gizledi. Mahkemeye gönderilen 12 Eylül raporunda ise, 12 Eylül'ün solcuların işi olduğu, ülkücülerin da solculara "tepki verdikleri" tezi işlendi!
Cumhuriyet gazetesindeki habere göre, 12 Eylül davasına çok sayıda belge gönderen Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), “1 Mayıs” katliamından sonra hazırladığı “5 Mayıs 1977” tarihli istihbarat raporunu ise mahkeme ile paylaşmadı. Teşkilatın belge sakladığı gerçeği ise, Genelkurmay Başkanlığı’nın, kendi arşivinde bulunan MİT’e ait 5 Mayıs 1977 tarihli bu raporu mahkemeye göndermesiyle ortaya çıktı. Ancak Genelkurmay, raporu mahkemeye sunarken bunun “devlet sırrı” niteliği taşıyabileceğini belirtti. Mahkeme ise raporun devlet sırrı kapsamında olup olmadığına kendisi karar vermek yerine, soruyu belgenin asıl sahibi MİT’e yöneltti. MİT’ten yanıt gelene kadar da 1 Mayıs raporu, adliyenin “kozmik odası” olarak bilinen teknik takip odasındaki özel kasaya konuldu.
Demirel 'anarşi'yi sordu
Vatan gazetesinin haberine göreyse 12 Eylül dava dosyasına giren belgeler arasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in 19 Kasım 1975’de dönemin MİT Müsteşarı Hamza Gürgüç’e gönderdiği bir yazıda “Üniversitelerde ve liselerde yaygın anarşi hareketine olaylarının nedenini” sorduğu anlaşıldı. Demirel, Gürgüç’ten “Bu hareketlerin içerisinde kimler vardır?” sorularının en kısa zamanda yanıtlanmasını istedi. Gürgüç imzalı yanıt Demirel’e 10 Aralık 1975’te ulaştı. “Çok gizli” ibareli raporda anarşinin nedeni olarak sol gösterildi.
'Aydınlar solu destekliyor'
Bu rapora göre MİT, sol hareketin “komünist” olduğunu, aydınlar tarafından desteklendiğini belirttikten sonra solcuların karşısında ise “anti-komünist ve milliyetçi” gençlerin olduğunu belirtti. Komünist hareketin arkasında eski ve yeni komünistler, aydınlar, yazarlar, öğretim üyeleri ve öğretmenlerin olduğu ileri sürülen MİT raporunda Türkiye’de bir komünist tehlikenin olduğunun artık inkar edilmeyeceği ifade edildi.
'Faşist değil, reaksiyon'
Vatan gazetesinin haberine göre, solcuların hareketinin “aksiyon” ülkücülerin ise “reaksiyon” olarak nitelendiği raporda bu ayrımın Marksistlerin diyalektiğine de uygun olduğu ileri sürüldü. Raporda şöyle denildi: “Komünistler, Türkiye’de hür devletin temelini, insanlık haysiyetinin özünü kuvvetle tehdit eder hale gelince, ızdıraplar ve felaketler pahasına kazanılmış Türk devletini, beynelmilel komünizmin pençesine kaptırmak istemeyen gençliğin direnişe geçmesi en tabii neticesidir.”
'Komünistleri öldürün'
Belgeler arasında MİT’in CHP’nin iktidarda olduğu 15 Şubat 1978’de, ülkücülerin faaliyetlerine ilişkin hükümete ilettiği bir istihbarat raporunda ise “Ülkücü kuruluşlara genel merkezden verilen talimatta yurt sathında anarşinin durmaması için elden gelenin yapılması istenmiştir. Bu karar kamuoyunda ‘hükümet anarşiyi önledi’ şeklinde bir fikir uyanmaması için alınmıştır. Bundan sonra ülkücüler eskiden olduğu gibi yakaladıkları karşıt görüşlü öğrencileri sadece döverek göz dağı vermeyecekler, komünistleri yakaladıkları takdirde öldürecekler” denildi.
MHP sağ cunta bekliyordu
Aynı belgede MHP’nin ve lideri Alparslan Türkeş’in “sağcı bir cunta” beklentisi içinde olduğuna ilişkin de çarpıcı bir bilgi yer aldı. MİT belgesinde, “Alparslan Türkeş kendisi ile görüşen bazı ülkücülere hükümetin en geç bütçe oylamasından sonra düşürüleceğine yemin ederek ifadede bulunmuş ve morallerini bozmamalarını istemiştir. Ülkücü çevre, ordu üst kademelerinden bazı komutanların, Türkeş’in arkadaşı ve kendilerine yakın olarak görmekte, bu komutanların yakında Sağ Cunta tesis edebileceklerine inanmaktadır” denildi.
ABD 2 dün önce biliyordu
MİT’in 12 Eylül 1980 tarihini taşıyan istihbarat raporunda ise yıllardır tartışma konusu olan ABD’nin darbedeki rolüne ilişkin tarihsel önemde bir bilgi yer aldı. ABD’lilerin darbeyi 2 gün önceden bildiğini ortaya koyan “ABD Büyükelçiliğinin faaliyetleri” konulu raporda “ABD Ankara Büyükelçiliği’nin bütün personeli 11 Eylül 1980 gecesi saat 23.30’dan itibaren büyükelçilikte toplanmıştır. Büyükelçilikte çalışan bir mahalli personel 12 Eylül 1980 sabahı yaptığı görüşmede, Elçilik mensuplarının askeri müdahale olacağını iki gün önceden bildiklerini beyan etmiştir” denildi.

RedHack saldırdı, TTNet çareyi buldu: İnterneti toptan kapatalım!

Türkiye'de dün gece TTNet internet hizmetini kullananlar bir süre internete erişemedi. Nedeni ise yeni anlaşılıyor: Anonymous ile birlikte birçok devlet kurumuna saldıran RedHack'i engellemek için, TTNet çözümü internetin "fişini çekmekte" bulmuş!
Dün gece TTNet üzerinden internete bağlanan kullanıcılar, yaklaşık 2 saat boyunca ağa erişimlerinin olmadığını gördüler. Uzun süre müşteri hizmetleri servisine de telefonla ulaşılamadı. Kesintinin nedeni ise, bugün RedHack'in yaptığı açıklamayla anlaşıldı.
Kızıl Hackerlar, "Değerli dostlarımıza, özgürlükçü aydın insanlara, ezilen cefakar fedakar halkımıza" başlığıyla yayınladığı açıklamada, bir süre önce kendilerine destek videosu yayınlayan Anonymous'un 27 Nisan tarihinde Türkiye'deki kimi devlet kurumlarının sitelerine saldırı yapacaklarını bildiklerini belirtirlerken, "27 Nisan 2012 tarihiyle, TTNet başta olmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı, Yargıtay vb birçok önemli kuruluşa Anonymous, RedHack, DGVirus, AnarcyCrew olarak ataklar düzenlenmiştir" dedi.
Bu sitelerden Emniyet Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığı'nınkilerin Anonymous tarafından çökertildiğini söyleyen RedHack, sorunu çözemeyen TİB yetkililerinin çareyi yurtdışına çıkışları kapatmakta bulduğunu belirtti. Ancak RedHack'e göre esas olay bundan sonra başladı:
"Fakat bu taktiği bilen daha önce gören RedHack olayı TR içinden şekillendirmiş, Yurtdışına kapalı olan serverlara (Türkiye içinden) çeşitli bilgisayarlardan DDOS yaparak dikkatlerini bir yöne çekmiş, onlar bununla uğraşırken ana sistemlerine, DNS sunucularına kadar sizilmiştir. Bu sızma ve saldırılarla baş edemeyenler neye uğradıklarını şaşırarak beklenmedik bu saldırı karşısında, sistemi kapatmakta, ADSL'ler başta olmak üzere birçok (TTNet'e ait) sistemin 'fişini çekmek' zorunda kalmışlardır."
TÜBİTAK'a yapılan çağrı yerine mi getirildi?
Açıklamada, saldırıların gelmesini bekleyen TİB ve TÜBİTAK'ın, iki gün önce kurumlara gönderdikleri "şifrelerinizi değiştirin, saldırı gelebilir" uyarısının ardından TÜBİTAK'a yaptıkları "fişi çekin ve bizi bekleyin" çağrısına değinen RedHack, iki saat boyunca internetin kesilmesi ve sabah saatlerinde dahi hala sıkıntılar yaşanmasının TTNet tarafından "teknik arıza" olarak nitelendirildiğini söyledi.
Eylemin nedenleri
RedHack, dün akşam yapılan saldırıların nedenlerini ise şöyle açıkladı:
"1- Playstation ve chat geyikleri delil olarak alınarak tutuklanan ve RedHack eylemleriyle bağlantıları olmayan biri 17 yasında 7 gencin 'derhal' serbest bırakılmasını istemek! RedHack'e 'terör örgütü' muamelesi yapılarak peşine İnterpol'ün bile takılmasının RedHack'ı yıldıramayacağını göstermek, ayrıca 'biz burdaysak tutukladıklarınız kim'? diye sormak.
2- Anonymous'un bizle dayanışma eylemine içeriden destek vererek dostlarımızı yalnız bırakmamak, Anonymous'un dayanışmasından mutluluk duyduğumuzu göstermek.
3- Yaklaşan 1 Mayıs'ı sanki "kendi işçi sınıfına vermiş" gibi "sömürge valisi" edasıyla ona buna "dayılanan" AKP hükümetine ve onun valisine dikkat çekerek, halkımızı işçi kardeşlerini sahiplenmeye çağırmak.
4- Adil kota vb uygulamalarla "düşük hızda" internet ile kullanıcıyı sömüren, zenginlere daha iyiulaşım sağlarken durumu iyi olmayanlara çok yavaş interneti fahiş fiyata satan TTNET'i protesto etmek.
5- Pensilvanya İmamı'nın ve ordusunun 'yenilmez' 'her şeye kadir' olmadıklarını halkımıza göstermek 'cesaret gayri' demek ;)
6- Eğlenmek ;)"
'Burayı dua ile yönetemiyorlar'
Açıklamada kendilerini hafife aldıklarını, ancak yetkililere "burayı dua ile yönetemeyeceklerini gösterdiklerini" belirten RedHack, saldırı neticesinde internetin kesilmesiyle ilgili olarak da, "Kızanlar oldu biliyoruz ama NET’i keseceklerini düşünmedik. Tekrardan bilgi özgürlüğünü az da olsa 'bilgi özgürlüğü' için kısıtladıysak affola.. Bu eylemimiz daha özgür ve parasız bir internetin gelişi için bir başlangıç olacağını umuyoruz.. Talebimiz biran önce TTNet'in yapılan bu 'fis çekme' olayından dolayı kullanıcılara 'uyuyun' demek yerine yabancı ülkelerdeki gibi bir güzellik yapması, hatta 'adil net' gibi 'kazıkçı' uygulamaları kaldırarak 'her vatandaş' için hızlı ınternet hizmeti getirerek halkı soymayı BIRAKMASIDIR." denildi.
"Korkmayın, bir avuç insan bu komprodorları bu hale getirdiyse, hepimiz ne yapabiliriz bir düşünün?" diyen RedHack, açıklamayı "Zafere kadar sosyalizm!" sloganıyla bitirdi.

27 Nisan 2012 Cuma

José Martí KDD'nin 1 Mayıs çağrısı

Değerli Küba dostları,

Bu yıl Ankara'daki 1 Mayıs kutlamalarına Küba dostları olarak Küba sosyalizminin soluğunu taşıyan pankartımız ve sloganlarımızla katılıyoruz.

Tüm Küba dostlarını bu heyecanı paylaşmaya ve José Martí Küba Dostluk Derneği kortejinde yerini almaya davet ediyoruz.

1 Mayıs Salı günü saat 10:00'da Ankara Tren Garı önünde buluşmak dileğiyle.

Sevgi ve saygılarımızla,
JMKDD Ankara Şubesi Yönetim Kurulu

26 Nisan 2012 Perşembe

RedHack: 'Emekçi insanların ajanı olmak bizim için şereftir'

1997’de kurulan RedHack merak edilenleri, bilinmeyen yönlerini anlattı. Emniyete ait pek çok siteyi çökerten, en son İçişleri Bakanlığı'nın sitesini hackleyen RedHack'in lideri, kim olduklarına, nasıl çalıştıklarına dair açıklamalarda bulunurken "Bu mücadele, onlar, yani vatandaşı sömüren seçkin kravatlılar başka bir ülkeye sığınana kadar devam edecek" diyerek eylemlerine devam edecekleri mesajını da verdi.

Radikal Gazetesinden Serkan Ocak'ın haberi şu şekilde;

Nerede yaşıyorsunuz, kaç kişisiniz?
Yurtdışında olduğumuz şeklinde çıkan haberler bilinçli spekülatif ve dezenformasyon haberler. Bizler ülkemizdeyiz. RedHack üyeleri sanıldığından çok. Türkiye’deki kilit noktalara yerleşmiş çoğu eski olmak üzere birçok üyemiz, dostumuz var. Ve artık RedHack’i grup olmaktan çıkararak, genel bir örgütlenme modeline gideceğiz. Yazacağımız RedHack Manifesto’sunu kabul eden herkes kendi hücresini ‘bağımsız’ olarak kurabilecek. RedHack adına RedHack ilkeleriyle bizlerden bağımsız olarak eylem yapabilecek. Şu an çekirdek grubumuzdaki üye sayımız 12’ye çıkmıştır.

Kim bu insanlar ne iş yapıyor?
Her biri kendi dalında uzman ve sosyal olarak okumuş kültürlü insanlardır. Bu toprakları çok sevdiklerinden, bu coğrafya için bizimle kesintisiz bir mücadele vermeye çalışıyorlar. Bu fırsatla onlarında halkımıza ve siz basın mensuplarına selamlarını iletiriz.

Interpol sizi arıyor mu?
Güya Interpol’e bizi bulmaları için başvuru yapılmış, biz de sonucu bekliyoruz. Fakat diyelim ki buldular, ne diyecekler; ‘MaNYAK sen misin?’ Bu davaya nereden bakarsanız bakın trajikomik. Peki sonra ne yapacaklar? Bence bir manyağı akıl hastanesine yatırmaları lazım bu durumda. Bir diğer tuhaf konu ise; Almanya’nın, Fransa’nın, İsviçre’nin, ABD’nin veya dünyanın bir çok yerinde çeşitli siteleri hackleyen bir çok milliyetçi veya cemaatçi hacker gruplarına ev sahipliği yapan, onlara kesinlikle ‘tek cezai işlem’ yapmayan hatta dernek bile kurmalarına izin veren Türk polisinin bizleri bulmak için İnterpol’e başvurmaları da Interpol tarafından nasıl karşılanır merak konusu.

İnterpol’ün bu talebe karşılık ne yaptığını bilemeyiz ama çok güleceklerini tahmin ediyoruz.

Tutuklanan 7 kişi RedHack üyesi mi?
Bize dava açıp 7 masum insanı tutuklayan savcı, zaman aşımına uğrayan Sivas davasının ve birçok gencin tutuklu yargılandığı Hopa davasının da özel yetkili savcısıdır. Sırf buna bakarak olayın doğruluğunu veya yanlışlığını anlayabilirsiniz. Doğrusu gözaltına alınan ve tutuklananların çoğunu polis ve özel yetkili savcının ‘deneme-yanılma’ yaparak tutukladığını düşünüyoruz. Aldıkları 17 kişiden 7’si tutuklanıyor, 10’u serbest kalıyorsa ve ilk mahkemede bunların çoğu serbest kalacaksa bu adalet kendini sorgulamalıdır. Tabii bu adaleti ayakta tutanlar yani bizler de kendimizi sorgulamalıyız.

Peki, kim bu tutuklananlar?
Mahkemelerin, suçluyu bulmak yerine suça göre suçlu yaratma ve bu suça meyilli olanları veya kendilerine göre tehlikeli gördüklerini (yine kendilerine göre rehabilite etme amacıyla) cezaevlerine göndererek, olası bir tehlikeyi ağaç yaşken eğme mantığıyla ‘uslandırma’ telaşında olduğuna inanıyoruz. Tutuklananlar arasında olan 17 yaşındaki Duygu Kerimoğlu’nun Suriye işgaline karşı Facebook ve Twitter’da yaptığı yorumların tutuklanmasındaki asıl sebep olduğunu düşünüyoruz. Yine tutuklananlar arasında olan Devrim Ali Avcu’nun bilgisayarı bile olmamasına rağmen sırf iktidara muhalif olduğu için rehabilite amacıyla cezaevine gönderildiğini düşünüyoruz.

Erbay Değerli ve Uğur Cihan Okutulmuş gibi insanların da RedHack haberlerini paylaştıkları gerekçe gösterilmiş. Asıl mesele bunlardan birinin muhalif, bir rapçı diğerinin ise işçi mücadelesine inanan bir emekçi olması. Hükümetin sanatçılara, gençlere, müzisyenlere, emekçilere vb. ezilenlere tavrını bilenler için yaşananlar hemen anlaşılır durumdadır. Gelelim diğer bir boyuta, korsan yazılım kullanan onlar, emniyet andıçı olayına girip insanların maillerini izinsiz izleyen onlar, illegal iş yapan hackerlara ‘aferin’ diyen onlar, siyasetçilere hakaret eden, jurnalleyen ve ırkçılık yapanlara sessiz kalan onlar, suikast vb ihbarları ciddiye almayan onlar, cemaatlerin yaverliğini yapan onlar ve bunları ortaya çıkaran biziz. Sonra suçlu da biziz! Bir manyak arıyorlarsa bu kim oluyor bu durumda? Bunun cevabını okuyucuya bırakıyoruz! (Bazen kendimden şüphelenmiyor değilim.)

Yayımladığınız belgelerin önemsiz olduğu iddia edildi. Önemsiz mi?
Eğer bunlar önemsiz ve pek de gizliliği olmayan belgelerse neden ‘devlet güvenliğini sarstınız’ diye bizlerin arkasına özel savcılar, polisler, MİT, terörle mücadele şimdi de Interpol takılıyor. Size bir itirafta bulunalım; biz bu dava ile alakalı her haber çıktığında sevgili Ahmet Kaya’nın o muhteşem eserini, yani ’başım belada’yı dinliyoruz ve şu nakarata yüksek sesle eşlik ediyoruz. ‘Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça!’ Sorunuza gelirsek, tüm RedHack üyeleri görevleri başındadır. Bir hayalet ile savaşmak istediler. Bay burjuvaziye istedikleri savaşı vereceğiz. Onlar bize ‘silahlı örgüt’ diyor ama bilinmeli ki; tek silahımız fikirlerimiz, tek örgütümüz halkımız, tek suçumuz insanlığımız. Bizi yok edebilirsiniz fakat, fikirlerimiz için çok geç kaldınız!”

Ajan olduğunuz da iddialar arasında?
Evet gizli servis ajanıyım ama sanıldığı gibi emperyalist, kapitalist bir devletin değil. Eğer iktidar emperyalizmin piyonuysa, ordu ABD’nin jandarmasıysa, yargı burjuvazinin oyuncağıysa, yürütme yürümüyorsa, basın ise sadece kendine basıyorsa, bizler için tek çare devrimdir. Bu devrimin kızıl ordusunun bir neferi olmaktan, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, öğrencilerin, kadınların ve her türden ezilen dünya halk ve uluslarının, yani ötekilerin devrimci gizli servis ajanı olmaktan onur duyarım. İktidardaki para babası kapitalist zalimlerin arkasında kimler yok ise bizim arkamızda onlar var. Ben ezilen halka umut taşımayı hedef alan sıradan bir neferim. Her devrimci gibi elbette ben de proletaryanın ajanıysam bundan onur duyarım. Onurlu, namuslu, cefakar halkımızın, işcilerimizin, direnen ögretmenlerimizin yani emekçi insanların ajanı olmak bizim için şereftir. Biz buysak ya bizi suçlayanlar, onlar kimin ajanı?

Herhangi bir örgütle bağlantınız var mı?
Bizlerin hiç bir örgütle ne direkt, ne dolaylı bağlantısı vardır. Halkın PKK histerisini kullanarak bizlere kâh ‘gizli servis ajanı’ diyorlar, kah ‘bunlar PKKlı’ diyorlar. Amaçları bize olan desteği kesmek. Çünkü onları asıl korkutan yaptıklarımızdan çok halkın bizi desteklemesi, binlerce insanın bu tutuklanmalara rağmen bizlere artarak destek vermesidir. Eğer yüz parçaya bölünmüş sol bir konuda, yani RedHack konusunda, birleşip destek veriyorsa bu iktidardakiler için sonun başlangıcıdır. Çünkü onlar bu ülkeyi cehaleti güçlendirip, bilgiyi yayanları ise birbirine düşürerek, böldükten sonra içeri atarak yönetiyorlar.

İşte RedHack’in çıkışı bu anlamda onlar için büyük bir kâbustur. Bizlerin arkasında samimi Müslümanlar da vardır. Ayrıca Atatürkçü, Kürt, Laz, Alevi ve Ateistler de var. Bu bizi onların örgütü veya partisinden yapmaz. Bugün Cübbeli Hoca’nın taraftarları eğer bizi destekliyorsa, bu bizi İsmailağacı yapmaz. Bugün Kürt halkının kendi kaderini tayin etmesini, tüm ulusların tam hak eşitliğine sahip olmasını savunmamız bizi A veya B örgütünden yapmaz. Biz örgütlerden çok ‘kim haklı’ ona bakarız, örgütlerin zaten bir ismi vardır. Biz herhangi bir örgütün adamı olsaydık çekinmeden ismimizi söylerdik. O kadar şey yaptık, bundan mı sakınacağız. Ama bizim varlığımızın tek nedeni devrimci dayanışma ve devrimin propagandasının bu alanda yapılmasıdır. Bütün bunlara rağmen bazıları bizi A veya B örgütünden görebilir. O örgütlerden görmeleri de zerre kadar bizi ırgalamaz. O tür ‘geri kitleyi hedef alan’ propagandalar TRT’de etkiledikleri ‘Anadolu’dan Görünüm’ müptelası robot insanlar için geçerli, bizler için değil. Tarihsel olarak ‘kimin terörist olacağını’ kazananlar belirleyecek! Ve halklar hiç yenilmedi..

Bugüne kadar yaptığınız hack eylemleri nelerdir?
Bizler eylemlerimizle anılmayı seven insanlar değildik. Halen de değiliz. Ama maalesef süreç bizi buna mecbur bıraktı. Aslında bugüne kadar hep sessiz sedasız işler yaptık. TİB gibi işler de o sessiz işlerimizdendir. Ayrıca başka birçok büyük ‘faili meçhul’ işin arkasında da biz varız. Faili meçhul dedik, yanlış anlaşılmasın. Halkın yararına faili meçhul birçok internet olayından bahsetmekteyiz. Ama bugün için bunları açıklamayı uygun bulmuyoruz. Elbet bir gün herkes öğrenir.

Yakalanmamayı nasıl başarıyorsunuz?
Bizler onların parayla, güçle satın alamayacağı bir şeyi taşıyoruz, onun adı onur’dur. Bu onur bizleri yenilmez kılıyor. Çünkü demir parmaklılar onuru yok edemez, çünkü onuru yüreğinde taşıyanlar bunu kolay kolay kaybetmez. Ya cebinde taşıyanlar? Kendi vatandaşına ‘takla ve göbek at’ diye dalga geçen biri zaten cebinde taşıdığı onurunu çoktan düşürmüştür.

Hack yapmaya devam edecek misiniz?
Eylemlerimiz artarak, onların emekçilere orantısız şiddetine oranla ‘orantılı’ sürecek. Benden sonra da nice MaNYaK’lar nice gelecek. Bu mücadele, onlar, yani vatandaşı sömüren seçkin kravatlılar başka bir ülkeye sığınana kadar devam edecek. Biz halkların hükümetlerden değil, hükümetlerin halklardan korkması gerektiğini düşünenleriz. Korkarak, diz çökerek, susarak, ‘başıma bir şey gelmesin’ diye haksızlığa boyun eğerek koskoca bir hayatı acınası bir şekilde yaşamak mı? Kalsın, biz böyle iyiyiz...

Son olarak RedHack’te birden fazla MaNYaK var. O bir sembol. Yıllarca değişir durur. Bugün benim, yarın başkası. Belki onlarca belki de daha fazla var, kim bilebilir? Gerçi artık MaNYaK yerine Şirin Baba’yı önder seçtik, daha sevimli.

Odatv.com & Radikal

‘Abdestli kapitalizm’e karşı ayetli, hadisli 1 Mayıs çağrısı

İslami camiada, yazar-düşünür İhsan Eliaçık’ın ‘Abdestli Kapitalizm’ fikrinden etkilenen devrimci gençlik ayetler ve hadisler eşliğinde 1 Mayıs’a katılım çağrısı yapıyor. 1 Mayıs sabahı Fatih Camii’nde yanan ve boğulan işçiler için gıyabi cenaze namazı kılacak grup, oluşturacakları kortej ile Taksim’e yürüyecek.

Yazar-düşünür İhsan Eliaçık’ın fikirlerinden etkilenerek sosyal medyada örgütlenen İslamcı gençler bu yıl 1 Mayıs’ta bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Tüm dünyada, solu temsil edenlerin ağırlıkla kutladığı işçinin ve emeğin bayramı 1 Mayıs’ı bu yıl ‘Devrimci İslamcı’ gençlik de kutlamaya hazırlanıyor. Hazırladıkları sosyal ağlarda örgütlenen gençler oluşturacakları Kapitalizmle Mücadele Korteji’yle 1 Mayıs’a katılacak. 1 Mayıs Salı günü 09.00’da Fatih Camii’nde AVM şantiyelerinde yanan, barajlarda boğulan işçiler için gıyabında cenaze namazı kılacak grup, daha sonra işçiler, evsizler, kadınlar ve çocuklarla birlikte Taksim’e yürüyecek.

1 Mayıs’a yeni bir soluk
Geçtiğimiz yıl 1 Mayıs’a Numan Kurtulmuş’un Genel Başkanı olduğu Has Parti katılmış ve kortejde eski milletvekili Mehmet Bekaroğlu da yer almıştı. Kapitalizmle Mücadele Korteji’nde İslamcı aktivist yazarlar İhsan Eliaçık, Eren Erdem ve Muhammed Nur Denek’in de yürüyeceği öğrenildi. Müslüman gençlerin bu eylemi sanal alemde de yoğun olarak tartışılıyor. Kapitalizmle Mücadele Korteji’ne destek veren isimler arasında yer alan yazar İhsan Eliaçık, “1 Mayıs alanının İslam’ın devrimci yüzüyle, dini alanın da 1 Mayıs bilinciyle tanışmaya ihtiyacı var. 1 Mayıs’ta Fatih’ten Taksim’e yürüyecek Kapitalizmle Mücadele Korteji’ndeyiz.

Bu yılki 1 Mayıs’a yeni bir soluk gelecek” dedi. Kapitalizmle Mücadele Platformu’ndan Zeynep Duygu ise, “Geçmişte bir çok olayda Müslüman camia olarak sessiz kaldık. Bu sessiz kalmayı bozup, Kuran’ın bu yönünü öne çıkararak, kendimizle yüzleşmeyi amaçlıyoruz. Mahalle duvarlarını yıkıp bir çatı altında, ezenle ezilen arasındaki kavga için birlikte yürüyüp ezber bozmak istiyoruz. Bizlerde emekçiyiz ve hepimiz işçi sınıfındanız. Sol ve sağ cenahtan çok olumlu tepkiler alıyoruz. Küçük bir grup olarak yürüyelim dedik ama şimdi birçok kişi bizimle yürümek istiyor” diye konuştu.

Sıradışı afişler
Kuran’ı Kerim’de Beled Suresi’nin 13. ayetinde geçen “Fekku Ragabe” (Kölelere özgürlük) düşüncesini kendilerine şiar edinen grup, 1 Mayıs için açlık, emek, yoksulluk ve özgürlükle ilgili Kuran-ı Kerim ayetleri ve Hz. Muhammed’in hadisleriyle çağırıyor. Müslüman gençler adıyla toplanan grup yayınladıkları videoda 1 Mayıs Marşı eşliğinde Hz. Ali, ilk sahabelerden ve bazı çevrelerde ilk Müslüman sosyalist olarak anılan Hz. Ebu Zer Gıfari ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine çalışmış İranlı Müslüman sosyolog Ali Şeriati’nin sözlerine de yer veriyor. Video ve afişlerde İncil ve Tevrat’tan aynı mesajları veren ayetler de yer alıyor.

“1 Mayıs 'Hak'kı müdafaa günüdür”, diyen grubun yaptığı açıklamada “AVM şantiyelerinde yanan, barajlarda boğulan işçilerin, cezaevlerinde tecavüze uğrayan çocukların feryadı olmak için! Hrantlar, Uludereliler/Roboskililer, Ceylanlar ve daha niceleri hangi suçlarından ötürü öldürüldü’ demek için! 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’ndayız” denildi.